Üye Girişi
Kullanıcı adı :
Şifre :
Yeni Üye Kaydı 
Kemoterapi ile Başetme

KEMOTERAPİYE BAĞLI SORUNLARLA BAŞETME

Kan Sayımında Düşme
Her tedaviyi takiben genellikle bir hafta sonra düşen kan sayımı genellikle bir sonraki tedaviden önce normale döner. Kanda yaşam süresi 4 gün gibi kısa olduğundan tedavi sırasında en fazla etkilenen kan hücresi lökosittir. Bu nedenle enfeksiyon gelişme riski özellikle tedaviyi takiben 7–14. günler arasında artar. Trombositlerin 10 gün, eritrositlerin de 120 gün gibi kandaki yaşam süresi uzun olduğundan bu kan hücreleri ilk tedaviler sırasında genellikle etkilenmemektedir. Bu hücrelerdeki düşüş daha çok tedavi sayısının ilerlemesi ile ortaya çıkar. Bu nedenle ateşiniz 38oC veya üstüne çıkarsa, ciltte morarma, vücudun herhangi bir yerinde kanama, aşırı halsizlik ve yorgunluk hissederseniz hekiminizi aramanız ve bu şikâyetlerinizi kendisine bildirmeniz oldukça önemlidir. Buna ek olarak bu sorunlarla baş etmede aşağıda yer alan girişimleri uygulamanız kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır:
 
Enfeksiyon
Kemoterapi tedavisi sırasında lökosit (WBC) sayısındaki düşüş sık karşılaştığımız bir sorundur. Bu nedenle özellikle 7–14. günler arasında enfeksiyonlara karşı kendinizi korumak için:
  • Çiçek ve canlı bitkilere, köpek, kedi, kuş ve diğer hayvanlara çıplak elle dokunmamalısınız, hayvan atıklarını elle tutmamalısınız,
  • Son günlerde canlı aşı (örn: çocuk felci aşısı) yaptıran insanlar ile aynı ortamda bulunmamalısınız,
  • Yeterli ve dengeli beslenmeli ve yeterli miktarda sıvı içmelisiniz,
  • Bulaşıcı hastalığı (örn: suçiçeği, uçuk, grip gibi) olan kişiler ile aynı ortamda bulunmamalısınız,
  • Kişisel temizliğinize (özellikle el,  ağız ve perine bölgesi) özen göstermelisiniz,
  • Ateşiniz (38o C ve üstüne) yükselir, titreme, idrar  yaparken yanma, nefes darlığı, balgam, ağrı gibi enfeksiyonu gösteren belirti ve bulgular olur ise hekime bildirmeli, önerilerine uymalısınız,
  • Kan sayımınızda lökosit (WBC) değeriniz 1000 mm3’ün altında ise yukarıda yer alan girişimlere ek olarak maske takmalı, pişirilmemiş meyve ve sebzeleri yememelisiniz, hekiminizin önerdiği tedaviyi düzenli yaptırmalısınız, ateşiniz 38o C ve üstüne çıkarsa hekiminizi aramalısınız.
 
Kanama
Kanama riski kandaki trombositlerin (PLT) yani kanamanın durmasını sağlayan hücrelerin sayısının 50 000  mm3 altında düşmesi ile artar ve kemoterapi tedavisine bağlı nadiren gelişen bir sorundur. Kanama, burun kanaması, diş eti kanaması, gibi gözle görülebilir veya beyin, mesane gibi iç organlarda oluştuğunda gözle görülmeyip farklı belirti ve bulgularla kendisini gösterebilir. Kanama hafif ve uzun süreli ise yorgunluğa neden olmazken, kısa süreli ve yoğun olduğunda aşırı halsizlik veya yorgunluk yapabilir. Bu sorunun oluşmasını önlemek ve oluştuğunda baş etmek için aşağıda yer alan girişimlere uymanız oldukça önemlidir:
 
Kanamanın oluşmasını önlemek için:
  • Ciltteki kuruluğu ve çatlamayı önlemek için cildinize nemlendirici sürmelisiniz,
  • Yaralanma riskini arttıran araçları (örn. bıçak ve kesici araçlar) kullanırken dikkatli olmalısınız, kesiklere karşı kendinizi korumalısınız,
  • Tırnak makasını ve tırnak törpüsünü dikkatli kullanmalısınız,
  • Erkekler için: tıraş olurken keskin uçlu tıraş bıçağı kullanmamalısınız, elektrikli tıraş makinesini tercih etmelisiniz,
  • Hasar neden olan spor faaliyetlerine (halter, voleybol, basketbol gibi) katılmamalısınız,
  • Diş fırçalamada yumuşak diş fırçası kullanmalısınız ve diş temizliğini diş eti hasarına neden olmadan dikkatli bir şekilde yapmalısınız.
  • Diş tedavisine gitmeden hekiminizle diş tedavisi yaptırıp yaptıramayacağınızı görüşmelisiniz,
  • Ağızda tahrişe neden olacak sert gıdaların (simit gibi) tüketimini engellemelisiniz, yumuşak gıdaları tercih etmelisiniz,
  • Kabızlığı önlemek için bol su içmeli, posalı gıdaları tüketmeli, egzersiz yapmalısınız,
  • Aşırı kabızlıkta hekim istemi ile kabızlığı önleyici ilaçlar kullanmalısınız,
  • Kadınlar için: adet sırasında kullandığınız ped sayısını saymalı ve kanama miktarını gözlemelisiniz, tampon kullanmamalısınız. Kanama miktarı normalden fazla ise hekime haber vermelisiniz,
  • Kan sayımındaki trombosit (PLT) değeri 50 000 mm3 altında ise:
  • Güçlü hapşırma ve sert sümkürmelerden kaçınmalısınız,
  • Cinsel ilişkiden kaçınmalı veya cinsel ilişki sırasında su bazlı kayganlaştırıcılar kullanmalısınız,
  • Tansiyonunuzun yükselmesini önlemelisiniz,
  • Ciltte nokta tarzında döküntü, morarma, idrarda kan varlığını, gözde oluşan kanamayı, burun kanamasını, dışkı renginin katran renginde olmasını, şiddetli baş ağrısını, bilinç düzeyindeki değişiklikleri hekiminize bildirilmelisiniz,
  • Kanama riskini arttıran ilaçları (aspirin gibi) kullanmamalısınız
 
Kanama oluşur ise, sakin olun:
  • Kesiğe bağlı bir kanama ise; kesilen bölgeye 10-15 dakika basınç uygulayın, kanayan bölgeyi mümkün ise kalbinizin üstündeki bir seviye kaldırınız ve kanamanın durmasını sağlayın,
  • Burun kanaması oldu ise; dik oturun, burun kanatlarına basınç uygulayın ve burunla alnınızın birleştiği yere mümkün ise soğuk uygulama yapınız,
  • İdrarda veya dışkıda kan var ise; bol su içmeli, kanamanın yoğunluğu gözlenmeli ve bu durumu hekiminize bildirmelisiniz,
  • Kanama yoğunluğu çok fazla ise, tedavinizden sorumlu hekimle görüşmeli ve önerilerine uymalısınız,
 
Yorgunluk
Yorgunluk kemoterapi tedavisinin en sık görülen yan etkilerden biridir. Kemoterapi tedavisinin bağışıklık sistemini baskılaması sonucunda gelişen yorgunluk ağrı, yetersiz beslenme, uykusuzluk, depresyon gibi farklı nedenlere olabilir. Yorgunluk çoğu hastada ilk tedavinin uygulanması ile başlar ve tedavinin bitiminden sonraki 2 ay boyunca devam edebilir takibinde kademeli olarak azalmaya başlar ve hasta kendisini daha iyi hisseder. Bu nedenle bu sorunla baş etmede aşağıda yer alan girişimleri uygulamanız  kendinizi daha güçlü hissetmenizi sağlayacaktır:
  • Yorgunluğun nedenlerini veya yorgunluğa neden olan durumları (ağrı, yetersiz beslenme, uykusuzluk, depresyon gibi) belirlemeye çalışmalı ve bunlarla baş etmede etkili girişimleri uygulamalısınız,
  • Günlük işlerinizi planlamalı, sizin için önemli olan işleri yapmalı, önemli olmayanları ertelemeli veya başkasına devretmelisiniz,
  • Gerekirse bazı işlerin gerçekleştirilmesinde ailenizin, akrabalarınızın ve arkadaşlarınızın desteğini isteyebilirsiniz,
  • Yorgunluğun en fazla sabah mı yoksa öğleden sonra mı olduğunu tanımlamalı ve günlük olarak yapmak zorunda olduğunuz işleri yorgunluğun olmadığı saatlerde yapmaya çalışmalısınız,
  • Gün içinde dinlenmeli, fakat yorgunluğu arttıracağı için uzun süreli yatıp dinlenmekten kaçınmalısınız,
  • Yorgunluğu azaltmada destek olduğu için kendinizi çok fazla yormadan kısa süreli yürüyüş, bisiklete binmek gibi farklı egzersizler yapabilirsiniz,
  • Egzersizler sırasında nefes darlığı, göğüs ağrısı, baş dönmesi veya başka herhangi bir şikâyetiniz olursa egzersize son vermeli ve bu konuda hekiminize danışmalısınız,
  • Çok sıcak ve çok soğuk havalarda egzersiz yapmamalısınız,
  • Demirden zengin gıdaları (yeşil yapraklı sebzeler gibi) tüketmelisiniz,
  • Yorgunluk hissi çok fazla ise, tedavinizden sorumlu hekimle görüşmeli ve önerilerine uymalısınız.
 
Bulantı-Kusma
Bulantı-kusma genellikle tedaviden ilk 12–24 saat içinde sizi çok fazla rahatsız edebilir ve 3–7 gün boyunca günlük yaşamdan uzaklaşmanıza neden olabilir. Bu nedenle bu ilaç uygulanmadan önce size bulantınızı önlemek için damardan bulantı ilacı yapıldığından akşam yemeğinden yarım saat önce hekimin size önerdiği bulantı ilacını almanız ve takibinde hekimin önerdiği şekilde en az 3 gün boyunca bu ilacı düzenli olarak kullanmanız bulantı ve kusmanın önlenmesinde önemlidir. Buna ek evde bulantıyı önlemek ve oluştuğunda kontrol altına almak için aşağıda yer alan girişimlerden yararlanabilirsiniz:
 
Bulantı-kusmanın oluşmasını önlemek için:
  • Tedaviden 1–2 saat önce ve sonra ağır bir şeyler yemekten kaçınmalısınız,
  • Mümkün ise yemekleri bulunduğunuz ortamdan farklı bir ortamda hazırlamalısınız,
  • Gün içinde 3 yerine öğün sayısını 5-6'ya çıkartarak az ve sık miktarda beslenmelisiniz,
  • Sıcak yiyeceklerden daha iyi tolere edildiğinden sandviç, peynir, yağsız tost, ezilmiş patates gibi soğuk servis yapılan gıdaları tercih etmelisiniz,
  • Tatlı, yağlı, çok tuzlu, baharatlı ve ağır kokulu besinlerin alımını engellemelisiniz,
  • Bulantıyı başlatabilecek uyaranlardan, görüntü, ses veya kokulardan uzak durmalısınız,
  • Tedaviden sonra haftada 3 kez yürüyüş, aerobik egzersiz veya sizi çok fazla yormayacak ise spor yapmalısınız,
  • Hekiminizin size önerdiği bulantı ilacını düzenli olarak kullanmalısınız
 
Bulantı-kusma olduğunda kontrol altına almak için:
  • Yavaş yavaş derin nefes alıp ağızdan veriniz,
  • Yavaş yavaş yudumlayarak elma suyu, kızılcık suyu, limonata, nane çayı içiniz, ağızda nane veya ekşi şekerler eminiz,
  • Hoş bir müzik dinlemeyi, sevdiğiniz televizyon programını seyretmeyi veya kitap okumayı deneyiniz,
  • Gevşeme egzersizleri (örn: derin nefes alıp/verme, güzel bir ortamda olduğunu hayal etme gibi) yapmayı denemelisiniz,
  • Tedavi sonrası bile tiksinmenize neden olabileceği için bu dönem içinde (bulantı-kusma var ise) sevdiğiniz yiyecekleri yememelisiniz,
  • Aşırı bulantı dönemlerinde baş edemiyorsanız uyumayı denemelisiniz.
  • Bulantı-kusmalarınız çok fazla ve 3 günden fazla devam ediyor ise, kendi başınıza baş etmeye çalışmadan hekiminize haber vermeli, gerektiğinde bulantı ilacınızı değiştirmeli ve kendisinin önerdiği tedaviyi yaptırmalısınız
 
Ağız ve boğazda yara
Ağız sağlığı, yeterli ve dengeli beslenmede ve sağlın sürdürülmesinde önemli bir yere sahiptir. Bazı ilaçlar ağız / boğazdaki hücreleri etkileyerek ağızda /boğazda yaraların (aft, pamukçuk enfeksiyonu) oluşmasına neden olarak tedavi sırasında kendinizi kötü hissetmenize neden olabilir. Özellikle ağızda yanma hissi; sıcak ve soğuğa hassasiyet; turunçgillerden yapılan meyve sularına, tuzlu ve baharatlı gıdalara hassasiyet ile başlayan bu sorun tedaviden birkaç gün sonra (4-10. günlerde) ortaya çıkabilir.
 
Bu sorunun oluşmasını önlemek için tedaviden sonra 4–10 gün boyunca:
  • Her gün ağız içinde kızarıklık, beyaz lekeler ve düzleşme ve yutkunurken ağrı olup olmadığını değerlendirilmelisiniz,
  • Günde 3 kez özellikle yemeklerden sonra bir bardak kaynatılmış soğumuş suya 1 çay kaşığı tuz ve 1 çay kaşığı karbonat koyarak ağız bakımı yapmalısınız. Ağızda hassasiyet olur ise ağız bakımının sıklığını arttırmalısınız,
  • Dişlerinizi yemeklerden sonra yumuşak bir diş fırçası ile tahriş etmeden günde 3 kez fırçalamasınız,
  • Çiğnenmesi, yutulması kolay, ağız içini tahriş etmeyecek gıdaları (muz, şeftali, armut, karpuz, peynir, haşlanmış patates, makarna, puding, haşlanmış et gibi) yemeyi tercih etmelisiniz,
  • Ağız içini tahriş eden gıdaları (portakal, greyfurt, baharatlı ve tuzlanmış gıdalar, kurutulmuş meyveler, tost, kraker gibi) yememelisiniz,
  • Dudaklara nemlendirici veya vazelin sürerek kurumasını ve çatlamasını önlemeli, ağız içindeki nemliliği sürdürmek için bol su içmeli ve sakız çiğnemelisiniz,
  • Sigara ve alkol kullanmamalısınız
 
Ağızda ve boğazda hassasiyet arttığında
  • Besinleri yumuşak kıvama gelene kadar pişirmeli, gerekirse kolay yutulması için blender ile püre haline getirerek yemelisiniz,
  • Sıcak gıdalar ağız içinin tahrişini arttıracağından gıdaları ılık veya soğuk yemeyi denemelisiniz,
  • Lokmayı yutmada zorlanıyorsanız başınızı geriye kaldırıp, lokmayı yutmayı denemelisiniz,
  • 3 tam öğün yerine günlük almanız gereken gıdayı 6–8 küçük öğüne bölerek tüketmelisiniz,
  • Yemekler sırasında ağrı oluyorsa hekiminizin ağrıyı azaltmak için önerdiği ilacı yemeklerden önce ağızda yer alan yaraların üzerine damlatarak yemeğinizi yemeyi denemesiniz.
  • Kanama olur ise, kanamanın durması için basınç uygulamalı veya soğuk su içmelisiniz,
  • Ağız / boğazdaki yaraların yoğunluğu çok fazla ise, tedavinizden sorumlu hekimle görüşmeli ve önerilerine uymalısınız, gerekir ise antibiyotik tedavisine başlamalısınız
 
Tad alma duyusunda değişiklik     
Tad alma duyusundaki değişiklikler kemoterapi tedavisi alan hastalar tarafından sık ifade edilen bir sorundur. Hastalar tad alamadığını veya bazı yiyecek ve içeceklerin tadının (örn: mandalinanın hamsiye koktuğunu, suyun tadının ilaç gibi acı olduğunu) eskiye kıyasla farklı olduğunu ifade edebilir. Bazen ağızda metalik tad duyusu da olabilir. Tatlı ve tuzlu tad değişiklikleri yaşanabilir. Tad almadaki değişiklikler hastaların yetersiz beslenmesine ve kilo kaybına neden olabilir. Unutmayın ki bu tedavi sırasında yeterli gıda almak ve sağlıklı kiloyu sürdürmek tedavinin etkinliğinde oldukça önemlidir.
  • Tadı kötü olan gıdaların alımı engellemeli, sizin için görünümü, kokusu ve tadı iyi olan gıdaları yemeyi seçmelisiniz,
  • Tad duyusunu etkileyebilecek kokuları uzaklaştırmak için yemek hazırlığı sırasında mutfaktaki aspiratörü ve camı açabilir ya da yemeklerinizi ısıtmak için mikrodalga fırın kullanabilirsiniz,
  • Bu dönem içinde sıcak yemeklerden daha iyi tolere edildiğinden günlük kalori ihtiyacınızı karşılayan salata ve soğuk sandviç tarzındaki gıdaları yemeyi deneyebilirsiniz,
  • Yemeklerde metalik tad alıyorsanız yiyeceklerinizi metal kaplardan çok ısıya dayanıklı cam kaplarda hazırlamayı denemeli, takibinde cam kaplarda saklamalısınız,
  • Kırmızı etin tadı farklı geldi ise tavuk, hindi, yumurta veya balık yemeyi denemelisiniz,
  • Yemeyin tadını değiştirmek için ağzınızı tahriş etmeyecek farklı katkı maddeleri (şarap, baharat ve bitkiler) kullanabilirsiniz,
  • Ağzınızda yara yok ise portakal veya limon gibi tadı yoğun olan gıdaları yemelisiniz,
  • Sağlığınız açısından herhangi bir sakıncası yok ise, tuzlu tad duyusu fazla ise şekerli gıdaları tüketmeyi veya şekerli tad duyusu fazla ise tuzlu gıdaları tüketmelisiniz,
  • Yiyeceğin tadını almak için lokmayı uzun süre çiğnemelisiniz,
  • Yemeği yemeden önce tadı hakkında fikir edinmek için yemeği koklayabilirsiniz
 
İştahsızlık
Tedavinin kendisine bağlı gelişebileceği gibi, tedavinin neden olduğu bulantı-kusmaya ya da ağız yaralarına bağlı da gelişebilir. Kendinizi iyi hissetmeniz ve tedavinin devamlılığını sürdürmede yeterli ve dengeli beslenmeniz çok önemlidir.
  • Besin değeri yüksek olan gıdaları 3 yerine 5–6 öğüne bölerek az miktarda ve sık yemeye dikkat ediniz
  • Ekmek, tahıl türevleri veya pirinç; meyve, sebze; et, tavuk, balık ve süt, peynir, yoğurt, dondurma gibi
  • Gün içinde iştahınızın azaldığı ve arttığı dönemleri belirlemeye çalışınız ve iştahınız olduğunda yemek yemeyi deneyiniz,
  • Tokluk hissini arttırdığından yemek sırasında çok fazla sıvı içmeyiniz, günlük almanız gereken sıvıları yemeklerden ½ saat önce ve öğünler arasında içebilirsiniz,
  • İştahınızı arttıracağından gün içinde yürüyüş gibi hafif egzersizler yapınız,
  • Yemeklerden önce 1 kadeh şarap içmek iştahınızı arttırabilir, herhangi bir sakıncası yoksa yemeklerden önce hekiminize danışarak 1 kader şarap içebilirsiniz,
  • İştahsızlığınıza neden olan bulantı ise bulantıyı artırmayacak besinleri tüketiniz: sıcak yiyeceklerden daha iyi tolere edildiğinden sandviç, peynir, yağsız tost, ezilmiş patates gibi soğuk servis yapılan gıdaları tercih ediniz; tatlı, yağlı, çok tuzlu, baharatlı ve ağır kokulu besinlerin alımını engelleyiniz,
  • İştahsızlığınız ağız yaralarına bağlı gelişti ise: besinleri yumuşak kıvama gelene kadar pişirmeli, gerekirse kolay yutulması için blender ile püre haline getirerek yemelisiniz
  • Bir ayda 5 kilodan fazla kilo kaybınız olursa bu durumu hekiminize bildirmeli, iştahınızı arttırmak için hekiminizin size önerdiği mamayı veya ilacı düzenli kullanınız
 
Yutmada güçlük
Hastalar tarafından yutmada güçlük sorunu özellikle kemoterapinin ve radyoterapinin (ışın tedavisinin) neden olduğu ağız / boğazdaki tahrişe bağlı gelişen bir sorundur. Böyle bir sorunla karşı karşıya kaldığınızda aşağıda yer alan girişimlere uymaya dikkat ediniz:
  • Çiğnenmesi, yutulması kolay, ağız içini tahriş etmeyecek gıdaları (muz, şeftali, armut, karpuz, peynir, haşlanmış patates, makarna, puding, haşlanmış et gibi) yemeyi tercih etmelisiniz, gerekirse yiyecekleri püre halinde tüketmelisiniz,
  • Ağız içini tahriş eden gıdaları (portakal, greyfurt, baharatlı ve tuzlanmış gıdalar, kurutulmuş meyveler, tost, kraker gibi) yememelisiniz,
  • Yemeklerinizi yatarak değil oturarak yemelisiniz,
  • 3 tam öğün yerine günlük almanız gereken gıdayı 6–8 küçük öğüne bölerek, küçük lokmalar halinde tüketmelisiniz ve lokmayı yutmadan önce iyice çiğnemelisiniz,
  • Bu sorun beslenmenizi engelleyecek kadar yoğun olur ise hekiminizi aramalı ve bu sorunla baş etmedeki önerilerine uymalısınız
 
Kabızlık
Kemoterapi hastalarında kabızlık tedaviye, ağrı kesicilerinin kullanımına, hareketsizliğe, yetersiz sıvı alımına bağlı gelişebilen bir sorudur. Bağırsakların her gün boşaltılması insan sağlı için oldukça önemlidir. Fakat bireysel özelliklere göre bazı insanlar barsak boşaltımını her gün yaparken, bazıları 2–3 günde yapmaktadır. Bunu göz önüne aldığımızda barsak boşaltımını her gün yapan insanların 3 gün yapmaması, 2–3 günde bir yapanların da 4–5 günde yapmaması, karında şişkinlik olması tedavi sonrası bireylerde kabızlık sorunun geliştiğini gösterir. Kabızlık aynı zamanda hemoroitlerin (basur) azmasına ve kanamaya neden olabileceğinden tedavi sırasında bu sorunun oluşmasını önlemek ve oluştuğunda baş etmek için aşağıda yer alan girişimleri uygulamak oldukça önemlidir:
  • Tedavi sırasında ve sonrasında günde en az 8–10 bardak su içmelisiniz,
  • Gece yatmadan ve barsak boşaltma alışkanlığınızdan 1 saat önce aç karnına ılık sıvılar içmeyi denemeli ve barsak boşaltımı sırasında dik oturmalısınız,
  • Posadan zengin olduğundan tahılları, kuru yemişi ve yeşil yapraklı sebzeleri ve meyveleri kabuğunu soymadan günde en az 5 öğün halinde tüketmelisiniz,
  • Tahıllar: bulgur, mısır ekmeği, arpa, kepek ekmeği, soya fasulyesi
  • Kuru yemişler: badem, çekirdek, yer fıstığı, ceviz
  • Meyve/sebzeler: elma, çilek, kiraz, brokoli, yeşilbiber, armut, ıspanak, erik, kaysı, komposto
  • Her gün yürüyüş yapmalısınız, yürüyüş yapamıyorsanız günde 2–3 kez karın kaslarını germe ve gevşetme egzersizleri yapmayı denemelisiniz,
  • Bu sorun sizi rahatsız edecek düzeyde ise ve makat’ta hassasiyet ve kanama var ise hekiminizi aramalı ve bu sorunla baş etmedeki önerilerine uymalısınız, gerekir ise hekiminizin önerisi ile ilaç kullanmalısınız
 
İshal
İshal kemoterapi tedavisine ya da eş zamanlı radyo-kemoterapi tedavisi sırasında ışın tedavisi bağırsakların bulunduğu alana verildiğinde ortaya çıkan bir sorundur. İshalin şiddetli veya iki günden fazla devam etmesi sıvı kaybına, halsizliğe, kilo kaybına, iştahsızlığa neden olabileceğinden genel durumunuzun bozulması neden olabilir. Bu nedenle bu sorunun varlığının hekime bildirmelisi oldukça önemlidir. Buna ek olarak ishali önlemede veya ishalle baş etmede için aşağıda yer alan girişimleri uygulayabilirsiniz:
  • Bol miktarda su içmelisiniz (günlük 8–10 bardak)
  • Az ve sık beslenmelisiniz,
  • Potasyum kayıplarını yerine koymak için muz, kaysı, şeftali, haşlanmış patates gibi potasyumdan zengin gıdaları tüketmelisiniz,
  • Beslenmede yoğurt, pirinç lapası, üzüm suyu, yumurta, nohut, beyaz ekmek, tavuk, balık gibi posa bırakmayan gıdaları tercih ediniz,
  • Brokoli, mısır, fasulye, kabak gibi posalı gıdaların ve acı biberin tüketimini engellemelisiniz,
  • İshali arttıracağından çok sıcak ve soğuk gıdaları/sıvıları yiyip/içmemelisiniz,
  • Kahve, çay gibi kafein içeren içeceklerin tüketimini azaltmalısınız,
  • Makatta tahriş artacağı için bölgenin bakımını sürdürmelisiniz,
  • Bu sorun sizi rahatsız edecek düzeyde ise ve makat’ta hassasiyet ve kızarıklık var ise hekiminizi aramalı ve bu sorunla baş etmedeki önerilerine uymalı, gerekir ise hekiminizin önerisi ile ilaç kullanmalısınız
 
Saç ve beden kıllarının kaybı
İlk tedaviden 2–4 hafta sonra yavaş başlar ve takibinde saçların çoğu dökülür. Buna ek olarak kaşlarda ve vücut kıllarında da azalma olur. Saçların dökülmesi sırasında kafa dersinde hassasiyet olabilir, normaldir. Kalıcı bir yan etki değildir. Saçlar ve beden kılları genellikle tedavi bittikten sonra tekrar uzamaya başlar, bazen tedavilerin arasında da uzayabilir, ama ilaç uygulamasına devam ettiğimiz için uzayan saçlar tekrar dökülebilir. Bazı hastalarda yeni çıkan saç önceki saçınızdan renk ve şekil açısından farklı çıkabilir.
  • Saçlarınızı 3 veya 5 günde bir ardından saç kremi kullanılarak proteinli şampuan ile yıkamalı ve iyice durulamalısınız,
  • Saçınızı doğal şekilde kurutmalı ve gerekmedikçe elektrikli saç kurutma makinesi kullanılmamalısınız,
  • Saçın kırılganlığını artıracağından lastik bant, metal ve plastik saç tokası, saç spreyi, saç boyası kullanmamalısınız. Saçınızı ancak üç normal kesim yaptıktan sonra boyayabilirsiniz,
  • Uyurken dökülen saçların sizi rahatsız etmemesi için saç filesi takabilirsiniz,
  • Saç kaybını gizlemek için şapka, eşarp, peruk veya türban kullanabilirsiniz,
  • Özellikle yazın şiddetli güneş yanıklarını önlemek için başınıza şapka takmalı veya güneş koruyucu krem sürmelisiniz,
  • İsterseniz daha tedavinin başında saçınızı çok kısa kesip açık bırakabilir veya saç rengine uygun peruk kullanabilirsiniz
 
El-ayak sendromu
Geri dönüşümlü bir yan etkidin. Yandaki resimde görüldüğü gibi erken dönemde hastanın avuç ve ayak tabanlarında ağrı, kızarıklık, belli belirsiz uyuşma ve karıncalanma, şişlik olabilir. Bu şikâyetlere bağlı olarak bazı hastalar, ellerinde bir şeyleri tutmada, ayakkabı giymede ve yürümede zorlanabilir. El-ayak sendromu genellikle tedavinin 3–4 küründen sonra ortaya çıkabilir. İlaç dozunun azaltılması ile genellikle iyileşen el-ayak sendromu, ilaç dozunun azaltılmasına rağmen azalmaz ve çok fazla ise ilacın kesilmesi gerektirebilir. Bu nedenle bu sorunla karşı karşıya kaldığınızda sizi tedavi eden hekimi aramanız oldukça önemlidir. Bununla birlikte el-ayak sendromunun oluşmasını engellemek ve oluştuğunda başetmek için aşağıda yer alan girişimleri uygulayabilirsiniz.
 
El-ayak sendromunu oluşmasını engellemek için: (Caelyx’te 3-7 gün boyunca, Xeloda’da tedavi boyunca)
İlacın el/ayaklarda yığılmasına bağlı oluştuğundan bu sorunun önlenmesinde aşağıda yer alan girişimleri uygulamanız yararlı olabilir:
  • Tedaviden 1 saat önce sıcak duş almamalısınız,
  • Tedavi sırasında el ve ayaklarınızı mümkün olan en yüksek düzeyde tutmayı denemelisiniz,
  • Sıkı kıyafetler, çorap ve ayakkabılar giymemeli, bileğinizi sıkan elastik bantlar ve takılar takmamalısınız, bol kıyafetler giymelisiniz,
  • Rahat, iyi havalanan alçak topuklu ayakkabılar giymelisiniz,
  • Mümkün oldukça el ve ayakları açıkta bırakmalısınız
  • Dirseklerinize, topuklarınıza, el ve ayaklarınıza uzun süreli baskı uygulamasını engellemelisiniz,
  • Cilde baskı yapacak işlemlerden kaçınmalısınız,
  • Dizlerinin üzerine uzun süre çömelmemelisiniz,
  • Sert sebze ve meyve doğramamalısınız,
  • Ağır fiziksel hareketlerden kaçınmalısınız,
  • Dar iç çamaşırı, kemer, çorap veya mücevher kullanmamalı
  • El ve ayakları basınç yapacak spor aktivitelerine katılmamalısınız,
  • Tedaviyi takiben Caelyx’te 3 gün boyunca, Xeloda’da tedavi boyunca:
  • Sıcak duş almamalısınız, banyo yaparken ılık ve kısa duşları tercih etmelisiniz
  • Sıcak ortamdan ve direkt sıcak su ile temastan kaçınmalısınız, bulaşıkları sıcak su kullanarak elle yıkamamalısınız,
  • Cildinizin kuruması önlemek için nemlendirici solüsyonlar kullanmalısınız,
  • Güneşte 15 ve á güneş koruma faktörü içeren losyonlar sürmelisiniz, güneş ışığına direkt maruz kalmamalısınız,
  • Sıvı içecekleri soğuk tüketmeli
  • Günde en az 8–10 bardak su /sıvı içmelisiniz,
  • Soğuk havalarda eldiven giymelisiniz,
  • Cilde bant yapıştırmamalısınız

Caelyx Tedavisinden Sonra

  • El-ayak sendromunun oluşmasını önlemek amacı ile eve gittiğinizde akşam yatana kadar el ve ayak bileklerine 15 dk.’da bir 15 dakika boyunca soğuk uygulama yapmaya devam ediniz
 
El ayak sendromu geliştiğinde ise:
  • Günde 3 kez 10–15 dakika boyunca el veya ayaklarınızı soğuk suda tutmalısınız,
  • Gündüz ve gece yatmadan el ve ayaklara yumuşatıcı losyon sürmelisiniz,
  • Pamuklu eldiven giymelisiniz,
  • El ve ayakların travmaya maruz kalmasını engellemelisiniz,
  • Bu sorun sizi rahatsız edecek düzeyde ise hekiminizi aramalı, Xeloda kullanıyorsanız ilaca devam edip etmeyeceğinizi sormalı ve bu sorunla baş etmedeki önerilerine uymalısınız
 
Kas / eklemlerde ağrı
Kas / eklemlerdeki ağrı özellikle tedaviyi takiben 48–72 saat sonra ilaca bağlı gelişen bir sorundur. Kas / eklemlerde hissedeceğiniz ağrı hafif veya şiddetli olabilir. Ağrıya bağlı yataktan veya sandalyeden kalkmakta zorlanabilirsiniz. Bu ağrıyı her tedavide hissetmeyebilirsiniz. Bu sorunun oluşmasını engellemek için neler yapabilirsiniz: İlk önce kas /eklemlerdeki ağrının tedaviyi takiben 48–72 saat sonra oluştuğunu ve 4–7 güne kadar devam ettiğini unutmamalısınız. İlaca bağlı gelişen bir sorun olduğundan bu sorunun oluşmasını engellemek oldukça zordur, bu dönem içinde kendinizi daha rahat hissetmek için hekiminizin size önerdiği ağrı kesiciyi (Minoset, Vermidon gibi) kullanabilirsiniz.
Sorunla karşı karşıya kaldığınızda ise kendinizi daha rahat hissetmek ve bu sorunla baş etmek için:
  • Hekiminizin size önerdiği ağrı kesiciyi (Minoset, Vermidon gibi) kullanmalısınız,
  • İstirahat ediniz ve günlük aktivitelerinizi genel durumunuza göre planlayınız,
  • Ağaran bölgeye cildinizi yakmayacak şekilde günde birkaç kez 5–10 dakika sıcak uygulama yapabilirsiniz,
  • Küveti cildinizi yakmayacak şekilde sıcak su ile doldurarak içinde yatarak gevşemeye çalışabilirsiniz,
  • Ağaran bölgeye masaj yapabilirsiniz,
  • Yeterli ve dengeli beslenmelisiniz,
  • Gevşeme egzersizlerini (derin nefes alma, güzel bir ortamda kendinizi hayal etme gibi) yapınız,
  • Eklem / kas ağrınız çok fazla ise hekiminizle görüşerek önerilerine uymalısınız ve bir sonraki tedaviden önce ilaç verilmeden ağrınızın çok şiddetli olduğunu hekiminize hatırlatmalısınız
 
El ve ayak parmak uçlarında uyuşma / karıncalanma / ağrı
Genellikle çoğu hasta tarafından ifade edilen bir sorundur. Tedaviden birkaç gün veya birkaç hafta sonra ortaya çıkan bu sorun tedavinin bitimi ile genellikle birkaç ay içinde geçer. Bu sorunun yoğunluğu sizi rahatsız edecek düzeyde değilse önemli değildir. Fakat şiddetli ve rahatsız edici ise bu sorunun varlığını hekiminize bildirmelisiniz. Soğuğa maruz kalmak bu sorunun şiddetini arttırabilir.
  • Soğuk yiyecek (dondurma) ve soğuk içecek (soğuk meyve suları gibi) yerine ılık veya oda ısısında olan besin ve içecekleri tüketmelisiniz,
  • Ayaklardaki his kaybına bağlı olarak düşme riski arttığından yere bastığınızdan emin olduğunuzda ayağa kalkınız, düz ve rahat ayakkabı giymelisiniz,
  • Ellerdeki his kaybına bağlı olarak gelişebilecek travma riskini önlemeye yönelik bulaşık yıkarken çok sıcak değil ılık su kullanmalısınız, buzluktan veya fırından bir şeyleri çıkartırken eldiven kullanmalısınız,
  • Soğuk/sıcak uygulama yapmamalısınız,
  • Soğuk havada eldiven ve şal kullanmalı, ayaklarınızı sıcak tutmalısınız,
  • Zorunlu ve kendinizden emin olmadığınız sürece araba kullanmamalısınız,
  • Bu sorun sizi rahatsız edecek düzeyde ise hekiminizi aramalı, Xeloda kullanıyorsanız ilaca devam edip etmeyeceğinizi sormalı ve bu sorunla baş etmedeki önerilerine uymalısınız
 
Grip benzeri şikâyetler
Grip benzeri şikâyetler tedaviye bağlı 4–8 saat sonra gelişen ve kendini ateş, titreme, baş ağrısı, kaslarda / eklemlerde / kemiklerde ağrı ve nezle gibi şikâyetlerle kendini gösteren bir yan etkidir. Ateşiniz hafif veya yüksek olabilir. Genellikle birkaç dakika süren dişlerde ve vücutta görülen titremeler özellikle ateşin yükselmesi ile meydana gelebilir. Kaslardaki ağrı titremeye bağlıdır. Bu şikâyetleri önlemek zor olmakla birlikte aşağıda yer alan girişimleri uygulamak bu sorunun gelişmesini önlemede veya geliştiğinde bu sorunla baş etmede yararlı olabilir:
  • Yatarken pamuklu, rahat bir pijama giymelisiniz,
  • İnce birkaç kat kıyafetle giyinmelisiniz, gerekirse sıcakladığınızda çıkartabilirsiniz,
  • Üşüdüğünüzde üstünüze örtmek ve sıcak uygulama yapmak için yanınızda battaniye veya sıcak petler bulundurmalısınız,
  • Bu sorunla karşı karşıya kaldığınızda derin nefes alma, güzel bir ortamda olduğunuzu hayal etme gibi farklı gevşeme egzersizlerini yapmayı deneyebilirsiniz,
  • Dengeli ve sağlıklı beslenmelisiniz,
  • Gün içinde istirahat etmelisiniz,
  • Ateşiniz 38oC üstüne yükselir ise hekiminizi aramalı, önerilerine uymalı, ateşiniz düşene kadar ateşinizi ölçmelisiniz ve soğuk uygulama yapmalısınız,
  • Hekiminize danışarak ateş 38oC altına düşene kadar 4 saatte bir Minoset alabilirsiniz,
  • Titreme ateşin yükselmesine bağlı ise ateş düşene kadar üstünüzü açmalı, soğuk uygulama yapmalısınız, ateşe bağlı değil ise üstünüzü battaniye ile örtmeli veya sıcak uygulama yapmalısınız,
  • Baş ağrısını önlemede hekiminizin önerisi doğrultusunda Minoset, Vermidon kullanabilir, karanlık ve sessiz bir odaya çekilebilirsiniz. Buna ek olarak ağrının bölgesine göre alnınıza soğuk kompres veya boynunuz sıcak kompres uygulayabilirsiniz. Kitap okumak, müzik dinlemek, televizyon izlemek gibi dikkati dağıtan girişimlerde bulunabilirsiniz,
  • Nezle ve öksürüğü önlemede bol su (en az 8 bardak) içmeli, bulunduğunuz odanın havasını nemlendirmeli, hekiminizin size önereceği ilacı kullanmalı, sarı veya yeşil balgam çıkartıyorsanız hekiminize haber vermelisiniz
 
Ciltte kaşıntı
Kaşıntı vücudun belli bir bölümünde veya her yerinde tedaviye bağlı gelişen bir sorundur. Şiddetli olduğunda uykusuzluğa neden olabilir veya günlük yaşam aktivitelerine katılmanızı engelleyebilir. Kaşıntı sonucunda cildinizin hasar görmesi enfeksiyona neden olabilir. Bazen bu sorunun önlenmesi mümkün olmamakla birlikte aşağıda yer alan girişimler bu sorunla baş etmede yararlı olabilir:
  • Her gün bol su içmelisiniz,
  • Nemlendirici kullanarak cildinizin / odanızın nemliliğini sürdürmelisiniz,
  • Kaşıntı sırasında cildin tahriş olmasını önlemek için tırnaklarınızı kısa kesmelisiniz,
  • Sıcak duş yerine, ılık duş almalısınız,
  • Bu sorun sizi çok fazla rahatsız ediyor ise hekiminizi aramalı ve bu sorunla baş etmedeki önerilerine uymalı, hekiminizin size önerdiği tedaviyi uygulamalı ve etkinliğini değerlendirilmelisiniz,
 
Adet kanamalarının kesilmesi
Eğer adet görüyorsanız tedaviye bağlı adet kanamalarınız kesilebilir. Bu da sıcak basmaları, terleme haznede kuruluk gibi menopoz benzeri semptomlar yaşamanıza neden olur. Bireysel özelliklere göre bazı hastalar tedavinin tamamlanması ile adet görmeye başlarken, bazıları erken menopoza girebilmektedir.
 
Menopoz benzeri şikâyetler
Tedaviye bağlı yumurtalıkların alınması / baskılanması sonucunda gelişen östrojen kaybına bağlı oluşan menopoz benzeri şikâyetler (sıcak basması, vajinal kuruluk /darlık, baş ağrısı gibi) özellikle kadın hastalar tarafından sık ifade edilen bir sorundur.  Sıcak basmaları bazı hastalarda nadiren ortaya çıkarken, bazılarında günde 10 kez gibi oldukça sık görülebilir. Özellikle gece yoğun yaşanan sıcak basmaları uyku düzeninin bozulmasına, duygu-durum değişikliklerine ve karar verme sürecinde zorlanmaya neden olabilir. Bazı kadınlarda bu dönem içinde anksiyete ve depresyon gelişme riski artabilir. Östrojen kaybına bağlı gelişen diğer şikâyetler vajinal kuruluk ve darlıktır. Vajinada oluşan kuruluk ve darlık cinsel ilişki sırasında ağrı hissetmenize neden olabilir.
  • Vajinal kuruluğu önlemek için su bazlı kayganlaştırıcı ve vajinal dilalatörler kullanabilirsiniz,
  • Sıcak basmalarını önlemeye yönelik:
  • Pamuklu, hafif kıyafetler giymeli, sentetik ve yünlü kıyafetlerin kullanımından kaçınmalısınız,
  • Aşırı sıcak ortamda kalmaktan kaçınmalısınız,
  • Sigara, çay, kahve, kola, çikolata tüketimini azaltmalısınız,
  • Gevşeme egzersizleri yapmalısınız,
  • Yatmadan önce ılık bir duş almalısınız,
  • Düzenli olarak aerobik, yürüyüş gibi hafif egzersizler yapmalısınız.
  • Bu sorun sizi çok fazla rahatsız ediyor ise hekiminizi aramalı ve bu sorunla baş etmedeki önerilerine uymalı, hekiminizin size önerdiği tedaviyi uygulamalı ve etkinliğini değerlendirilmelisiniz,
  • Bu şikâyetlerin önlenmesinde en iyi yaklaşım kaybedilen östrojeni yerine koymaktır, fakat özellikle östrojene bağlı gelişen meme hastalıklarında östrojeni yerine koymak hastalığın alevlenmesine neden olabilir. Bu nedenle menopoz benzeri şikâyetlerin önlenmesinde hekiminizin önerisi dışında başka birisinin size herhangi bir ilacı hekiminize danışmadan kullanmamalısınız,
  • Sıcak basmalarının ve vajinal kuruluğun önlenmesinde hekiminize danışarak önerisi doğrultusunda E vitamini alabilirsiniz,
  • Sıcak basmalarının önlenmesinde yine hekiminizin önerisi doğrultusunda antidepresan ilaçlar kullanabilirsiniz